YAZIN KORKULU RÜYASI; ALLERJİK NEZLE

Alerjik nezle toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Sık görülen bir sorun olmasına rağmen toplumda bu hastalıkla ilgili bilgiler oldukça yetersizdir.

Tarih : 2010-07-12

YAZIN KORKULU RÜYASI; ALLERJİK NEZLE

Alerji, alerjen denilen vücut dışı maddelere bağışıklık sisteminin hassasiyeti nedeniyle verilen ve aşırı reaksiyon ile oluşan durumdur. Alerjik reaksiyonun gelişebilmesi için alerjenle tekrar tekrar karşılaşma gereklidir. Özellikle sanayi ürünlerinin ve kimyasal madde kullanımının yaygınlaşmasıyla alerjik hastalıkların görülme sıklığı da giderek artmaktadır. Toplumda klinik olarak belirgin alerjik nezle oranının yüzde18-32 arasında olduğu belirlenmiştir.
Hastalığın kendi etkileri dışında üst solunum yolunun etkilenmesi nedeniyle sinüzit, orta kulak iltihabı ve astım gibi hastalıkların gelişimi ve klinik seyrini olumsuz etkileyebilmektedir. Alerjik nezle oluşturan alerjenler mevsimsel ve yıl boyunca görülen etkenler olarak ikiye ayrılmaktadır. Mevsimsel alerjen grubunda çimen, ağaç ve yabani otların polenleri; sürekli görülen alerjideki etkenler arasında ise toz akarları, küfler, hayvan kepekleri ve hamamböcekleri yer alır.

Mevsimsel alerjenler etkene göre değişik dönemlerde ortaya çıkar. Genel olarak çimen ve ağaçlar ilkbaharda, yabani otlar ise sonbaharda polen oluşturmaktadır. Yıl boyunca görülen alerjenler grubundaki maddelerden ev tozu akarları yılın belli dönemlerinde daha fazla etkin olmaktadır. Sonbaharda başlayıp kış aylarında yoğunlaşan alerji ilkbaharda azalma göstermektedir. Dökülmüş deri parçaları ve diğer döküntülerde yaşayan akarlar sıcak ve nemli ortamda çoğalmaktadır. Bu nedenle belirgin olarak bulundukları bölgeler yatak takımı, şilte ve yastıklar, halılar, koltuk ve kanepeler ile doldurulmuş oyuncaklardır. Ev içi küf oluşum alanları ev içindeki bitkiler, gübre yığınları ve yapraklardır. Sıcak ve nemli ortam ev içi küf üremesi için de uygun ortam oluşturur.

Hayvan cildinden kaynaklanan kepek ince ve hafif bir yapıya sahip olduğu için giysilere, yatak takımına, koltuk ve kanepelere sıkıca yapışmakta silkeleme ve çırpma yoluyla uzaklaştırılamamaktadır.

Alerjik nezlede görülen belirtiler burunda kaşıntı, hapşırma, burun akıntısı ve burun tıkanıklığıdır. Bu belirtiler burun içinde gelişen yoğun alerjik reaksiyonun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Hastalık belirtileri genellikle 40 yaş öncesi ortaya çıkar ve ilerleyen yaşla birlikte şikâyetler azalma eğilimindendir. Hastalığın tanısında klinik görünüm ve testler yer alır. Testlerden en sık kullanılanı ve en yararlı olanı deri testleridir. Testlerin negatif olması halinde bile klinik durum hastalık olduğunu gösterebilir.

Tedavide en önemli ve en etkin basamağı alerjenden kaçınma oluşturur. Diğer tedavi basamakları olan ilaç tedavisi ve immunoterapi buna ek olarak kullanılabilmektedir. En iyi korunulabilen alerjenler yıl boyu görülebilen toz akarları, küfler ve hayvanlardır. Toz akarlarından korunmada depo görevi yapan maddelerden kurtulma (halılar, koltuklar gibi),yastıkları ve şilteleri bir bariyerle kaplama, nemlilik düzeyini %50’nin altında tutma yer alır. Alerjik sorunlara yol açan başlıca hayvan antijeni kedi alerjenidir. Bu alerjenler salgı bezlerinden ve deri kepeklerinden oluşur. Kedinin gönderilme isteği aile içi isyana neden olabileceğinden kediyi yatak odası dışında tutma, alerjen deposu olan halı ve koltukların su filtreli süpürgeyle temizlenmesi gibi önlemlerin yanı sıra kedinin bol suyla haftada bir kez yıkanması da alerjen miktarını azaltacaktır. Küf miktarını azaltmada kullanılacak yöntemler toz akarlarında olduğu gibi ısı ve nemin azaltılması olmalıdır. Ayrıca ev içindeki bitkilerin toprakları, çatı arasındaki ve bodrumdaki eşyalar küf kaynağı olarak göz önünde bulundurulmalı ve bunlardan uzak durulmalıdır. Polen kaynaklı alerjik nezlede etken bitkilerin yoğunlukla bulunduğu yerlerden kaçınılması belli bir seviyede korunma sağlayabilmektedir.
İlaç tedavisinde burun içine uygulanan bölgesel tedaviler ile hap tedavileri yer almaktadır. Burun içine uygulanan tedaviler yan etki bakımından daha güvenlidir ve ilk tercihler arasında bulunur. Bunlara ek olarak hap tedavileri hastanın klinik durumu ve yandaş hastalıklarına göre tercih edilebilmektedir. Tedavilerle ilgili akılda bulundurulması gereken en önemli nokta hastalığın bu tedaviler sonunda vücuttan silinemeyeceği ve alerjenle karşılaşıldığında tekrar ortaya çıkacağıdır.

İlaç tedavisi dışında kalan diğer tedavi yöntemi ise immunoterapidir. İmmunoterapi 3-5 yıl arası sürecek tedaviye uyum sağlayacak hastalarda başlanabilecek bir tedavi şeklidir. İlk yıl haftada bir ya da iki kez uygulanan tedavi sonraki yıllarda iki-üç haftada bir uygulamalarla idame edilir ve 5 yıla kadar devam eder. Bu tedavi hastalığı ortadan kaldıran tek tedavi olduğu düşünülse de son dönemlerde hastalığın tekrar aktifleşebildiğini bildiren çalışmalar bulunmaktadır.

Alerjik nezle hayatı tehdit eden bir hastalık olmayıp daha ziyade hastanın yaşam kalitesini azaltan özellik taşımaktadır. Bu nedenle daha doyurucu yaşam için hastalığın belirlenmesi ve uygun tedavisinin planlanması önem kazanır. Hastalığın şiddeti ve süresi kişiden kişiye çok farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle tedavi tercihi kişisel olarak ayarlanmalıdır.