Romanya

Romanya toprakları üzerinde ilk kurulan devlet; Trakların kurduğu Daçya Krallığıdır.

Tarih : 2010-03-31

Romanya

Romanya, turizmi yavaş yavaş canlanmaya başlayan, doğal ve tarihi güzellikleri her yıl ülkeye milyonlarca turist çekmekte olan cazibeli bir ülke. Bugün turizmin ülke ekonomisine yaptığı büyük katkı gözden kaçmamaktadır. Hatta Dünya Gezi ve Turizm Konseyi'nin yaptığı araştırmaya göre Romanya turizm alanında en hızlı büyüyen dördüncü ülkedir.

Romanya toprakları üzerinde ilk kurulan devlet; Trakların kurduğu Daçya Krallığıdır. Daçya Krallığı, bir süre sonra Roma İmparatoru Trajan'ın orduları tarafından işgal edilerek, Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline geldi. Roma İmparatorluğu'nun çökmesiyle de Gotlar, Hunlar, Avarlar, Slavlar’ın istilasına uğradı. 9. ve 11. yüzyıllar arasında Birinci Bulgar Devleti'nin bir parçası haline geldi. Bu dönemi Macar, Peçenek, Kuman ve Tatar istilaları izledi.
Rumenler ilk defa 14. yüzyılda kendilerine ait devletler kurmayı başardılar. Bu devletler Basarab tarafından kurulmuş Eflak Beyliği ile Dragoş tarafından kurulmuş Boğdan Beyliği’dir. Günümüzdeki Romanya'nın bir parçası olan Erdel ise Macaristan Krallığı’nın bir parçasıydı. Daha sonra bu üç ülke de Osmanlı Devleti'nin himayesi altına girdiler. Eflak ve Boğdan Osmanlı döneminde tampon devletlerdi. Osmanlılar’a vergi verir, savaşlarda asker yardımı yaparlardı. Beyliklerin voyvodalılar (bir yerin vergilerini toplamakla görevlendirilen kimse) Rumen soyluları arasından Osmanlı padişahı tarafından atanırdı. Voyvodalılar İstanbul'un yiyecek ihtiyacını karşılamakla da görevli olurlardı. Ancak, Eflak ve Boğdan'ın voyvodalıları daha sonra Fenerli Rumlar arasından seçilmeye başlandı. Bu durum 1826 yılında Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etti.

Osmanlılar Romanya'yı hiç bir zaman tamamıyla ilhak (bir devletin kendisine ait olmayan topraklar üzerinde resmen egemenliğini ilan etmesi) etmediler. Bükreş ve Yaş gibi büyük Romanya şehirlerinde sık sık Osmanlı vatandaşlarına rastlandıysa da oranları azdı. Bu şehirler hiç bir zaman Sofya, Belgrad, Selanik veya Üsküp gibi Osmanlı karakteri ve kültürüne  sahip olamadılar.

Romanya’nın  diğer Avrupa ülkeleri arasında  önemli bir özelliği ise Avrupa'daki en eski insan fosillerinin keşfedildiği ülke olmasıdır. 2002 yılında Romanya'nın batısındaki bir mağarada keşfedilen;  Kemikli Mağarada  yapılan çalışmalar sonucunda  bu fosillerin yaklaşık 42 bin yıl öncesine ait olduğu düşünülmektedir.
Romanya'nın, kültüründe de Orta ve Doğu Avrupa arasında bir geçiş noktasında bulunması önemli bir  rol oynamıştır. Öyle ki ülkede Balkan, Avrupa ve komşu ülkelerin kültürlerinin bir karmaşası vardır. Çok önceleri  Sırp ve Ukrayna kültürlerinden sonraki dönemlerde Türk ve Müslüman kültüründen, 1990’lı yıllara kadar da tekrar Slav kültüründen etkilenmiştir. Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde ise, batı kültüründen oldukça etkilenmiştir. Ancak hala ülkenin çeşitli yerlerinde Rumen kültürüne bağlı değişik alt kültürler de  bulunmaktadır. Ülkenin kuzeybatısında Macar kültürü, güneye doğru Bulgar kültürü, güneybatıda ise Sırp kültürü ülke kültürünü oldukça etkilemiştir.

Romanya'nın başkenti ve en büyük şehri Bükreş’dir. Diğer beş büyük kenti şehir içindeki limit nüfuslarına göre Avrupa Birliği'nin en büyük şehirleri listesinde sıralmaya girmiştir. Hepsinin görünmeye değer ayrı bir güzelliği olan Yaş, Kaloşvar, Temeşvar, Köstence ve Craiova'dır.
Karadeniz sahili boyunca uzanan plajları, sizi kuçaklamak istercesine göz kırparken, görkemli kaleler ve hisarların olduğu ortaçağ kasabaları, Romanya'nın Ortaçağ tarihini gözler önüne seriyor. Bu yansımayı ülkede   bulunan çok sayıda kale ve hisardan anlayabilirsiniz. Sibiu, Brasov ve Sighisoara, Avrupa'nın en iyi korunan Ortaçağ kasabalarındandır. Transilvanya'nın en önemli sembollerinden birisi de mimarisidir. Küçük evler, parke taşlarıyla döşenmiş kaldırımlarla bütünleşmiş dar sokakları sizi geçmişin gizemliklerine götürüyor.  
Peles Kalesi, Avrupa'nın en güzel kalelerinden biri olup, Alman Rönesans mimari tarzında inşa edilmiş ve 160 odaya sahiptir. Peles Kalesi’nin yanı sıra Brasov yakınlarındaki Bran Kalesi, Bükreş'te yer alan Cotroceni Sarayı, Parlemento ve Cantacuzino sarayları, Cluj'da bulunan Banffy Sarayı da görmeye değer diğer değerlerdir. Ayrıca resimli manastırları, Bucovina'da yer alan kiliseleri UNESCO Dünya Mirası olarak korunmaktadır.
Romanya, Avrupa'daki termal su kaynağı ve kaplıcanın üçte birine sahiptir. Bu sular, birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Neptun, Eforie Nord, Covasna, Calimanesti, Govora, Herculane, Buzias, Mangalia, Borsec, Sovata ve Tusnad, ülkedeki başlıca kaplıcalardan birkaç örnektir.

Tune Nehri Deltası, Avrupa'nın en zengin, çok yönlü ve iyi korunan deltalarından biridir. Çevresi ıslak ve kuru çayırlar, kumdan ve çamurdan plajlar, ormanlar, akuatik alanlar ve göllerle çevrili olan deltada, sayısız çeşitte kuş, balık ve bitki türleri ile insanı büyüleyen bu doğa harikası bölgede sandallarla gezinti  yapabilirsiniz. Öte yandan Akdeniz sahili boyunca uzanan plajlar ve asma bahçeleri mükemmel tatil yerlerine sahiptir. Özellikle Mangalia'dan Mamaia'ya kadar uzanan plajlar, çok çeşitli barınma ve eğlence imkanlarıyla doludur.