Melis Sökmen, 15 günde bir Ankara Fige Restoran’da konser veriyor. Ayrıca Sökmen hakkındaki yeni gelişmeler sanatçının Twitter, Facebook ve www.melissokmen.com.tr sayfasında yayınlanıyor.
Tarih : 2010-08-20
1990'lar deyince aklıma gelen ‘Geleceğe Dönüş’ filmi ve Melis Sökmen. O zamanlar ne bu kadar çok sanatçı vardı, ne de kalitesi tartışılan şarkılar. Aslına bakarsanız birçok şey daha anlamlıydı. Hani derler ya ‘nerede o eski şarkılar’ diye. İşte bu sorunun cevabı sanki 90’larda saklı. Ankara Life dergisine konuşan Melis Sökmen de aynı dertten muzdarip. “Peki, neden aldüm yapmıyorsun?” sorusuna yanıtı işe düşündürüyor: “Sanat camiasının kurallarına pek uyamadım. Benim hayat bakışıma ters düşen ve beni ben olmaktan uzaklaştıracak davranışlara izin vermedim. Son albümünden itibaren geçen 15 senede en az 5 proje başlatıp, sonuca varamadım”. Sökmen günümüz Türk popunu da eleştiriyor. “Yeni kuşak canavar gibi müzisyenler var. Ancak Türkçe pop müziği bence bu gelişmede zayıf kaldı” diyen Sökmen, Türkçe popun gelişmeler karşısında zayıf kaldığını düşünüyor. Sökmen Ankara Life dergisinin sorularını bütün içtenliğiyle yanıtladı:
Albüm çalışmalarına uzun zamandır ara vermiştiniz. Neden bu küskünlük? Belirgin bir sebebi var mı?
Aslına bakarsan geçen 15 yılda yaklaşık en azından beş proje başlatıp, sonuca bir türlü varamadım. Bunun birçok nedeni var; öncelikle özel hayatımdaki değişimler ve gelişimler. Diğeri ve bence en önemli neden ise bu 'sanat camiasının' kurallarına pek de uymadığımdandır. Benim hayat bakışıma ters düşen ve beni ben olmaktan uzaklaştıracak davranışlara izin vermediğimden de kaynaklanıyor tabii ki...
1990'lı yıllarla günümüz müziğini mukayese ettiğinde arada ne tür farklar görüyorsun? Kalite arttı mı, düştü mü?
Dünya geneline baktığımızda tabii ki elektronik müzik aldı başını gidiyor. Ancak ilk zamanlar pek fazla hoşlanmıyordum. Zamanla DJ'lerin de daha çok müziği bilen insanlardan oluşmaya başladığından beri ben de zevk almıyor değilim. Elektronik müziğin akustik enstrümanlarla birleşimi beni daha çok heyecanlandırıyor. Tabii şu da bir gerçek Hip Hop'dan da geçilmiyor. Şunu da belirtmemiz gerekiyor ki gerçekten iyi müzisyenler her zaman kendilerini gösteriyor ve bu hep böyle olmalı. Türkiye'de bence çok iyi gelişmeler de oldu. Yeni kuşakta canavar gibi müzisyenler var. Ancak Türkçe pop müziği bence bu gelişmede zayıf kaldı.
Peki, geçmişten günümüze sizde ne tür değişiklikler oldu?
Ben yaşama her zaman geniş bir yelpazeden bakmışımdır. Bu sanat hayatım için de geçerli. Sadece tek bir olguyla ilgilenmiyorum. Halen jingle ve seslendirme çalışmalarım sürüyor. Kısacası Melis Sökmen kendini geliştirmeye devam ediyor diyebiliriz. Öğrenmenin ve gelişmenin sonu yok...
Müziğe Almanya’da Başladı
Müziğe nasıl başladınız?
Çocukluk yıllarında Almanya da ilk olarak 10 yaşında klasik gitar eğitimi alarak başladım.
Eğitiminizi nerede tamamladınız? Bu eğitim sizi nerelere götürdü?
İstanbul Avustralya Kız Lisesi’nden mezun oldum sonra İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Eğitim Bölümü’nden mezun oldum. Bu eğitimlerle bittikten sonra 1981 – 1987 yılları arasında Bale Sanat Merkezi’nde dans öğretmenliğine başladım. Eğitime devam ederken bir yandan da okulun dans grubunda profesyonel olarak etkinliklerde ve müzikal yer aldım.
Kaç tane müzikalde yer aldınız?
Üç tane müzikalde yer aldım. İlk olarak ‘Ne Güzel Şey’ adındaki bir çocuk müzikalinde yer aldım. İkinci olarak Cüneyt Göçer ile birlikte ‘Zülfiye Zülfü’ müzikalinde yer aldım, son olarak da Ferhan Şensoy’un ‘Muzır’ müzikalinde yer aldım. Bunun yanında reklam filmlerinde dansçı ve oyuncu olarak bulundum.
Geçmişte yaptığınız işlerden başlamışken başka bunların dışında başka hangi işlerde bulundunuz?
Şöyle başlayayım isterseniz; Kandemir Konduk’un ‘Yarı Şaka Yarı Ciddi’ adındaki bir kabare de yer aldım, 1986 yılında Birinci Kuş Adası Altın Güvercin Şarkı Yarışması’nda Grup Lokomotif olarak 2.liği ve 17 dergisinden de bir ödül kazandık.
Pek çok yarışmaya katıldığınızı biliyoruz bir de okuyucularımız için anlatabilir misiniz?
1987’de Türkiye birinciliği 1991 – 1992 yıllarında da Türkiye elemelerinde ikinciliği ve üçüncülüğü elde ettik. 1992 yılında hem Polonya’da gerçekleşen Uluslararası Spot Şarkı Yarışması’nda ikinciliği kazandık. Hem de Uluslararası İsveç Şarkı Yarışması’nda ikinciliği kazandık. 2001 yılında Prag’da gerçekleşen Universal Talent Contest’de uluslararası basın ödülünü aldım.
Peki, biraz da bize verdiğiniz konserlerden bahseder misiniz?
2005 yılında İstanbul’da özel bir konser etkinliğinde Billy Cobham, Tony Jones, Yvonne Sanchez sanatçılarla sahneyi paylaşmak onlarla birlikte o havayı solumak çok güzeldi. Bunun gibi etkinliklerden farklı olarak senfoni orkestralarında yer aldım. Örneğin 2004’te Bursa Devlet Senfoni Orkestrasıyla ve 2007’de Antalya Devlet Senfoni orkestralarıyla yılbaşı özel konserleri verdim. Orkestra ile konser vermek cidden çok önemliydi benim için.
Albümlerinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Tabii ki. 1990 yılında “O Zaman” adında ki ilk Türkçe sözlü jazz albümünü 1992 yılında “Halis Melis” albümünü ve 1995 yılında “Öze Dönelim” albümünü çıkardım. Ve yeni albüm için çalışmalarıma devam ediyorum.
Müziğin sizin hayatınıza eksi etkileri nelerdir?
Öyle hızlı bir dönemde yaşıyoruz ki aynı şehirde olsan bile, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı çok daha az görebiliyoruz. Hele bizim mesleğimiz gereği ancak sahne aldığımız mekanlarda karşılaşıyoruz diyebilirim.
Aile Tarihçesi
Mehmet Cemil 1899 tarihinde Antakya’da doğmuş. Baba adı Abdül Hamit ana adı Sıdıka Şayan olan Mehmet Cemil Gençlik yıllarında Fransız İşgalinde bulunan Hatay’ın Amanos Dağları’nda zaman zaman Fransız askerleriyle çete mücadelelerinde bulunmuş ve 18 yaşında Çanakkale harbinde İngiliz, Fransız, İtalyan ve Anzaklara karşı Ata’nın Komutanlığında savaşmıştır.
Harpten sonra hoca nikahı ile evlendirilen Mehmet cemil bir kız çocuğuna çok genç yaşta sahip olacaktır. Ancak bu evlilikten mutluluğu bulamayan Mehmet Cemil boşanır ve tasını tarağını toplayarak İstanbul’dan Avrupa’ya açılır.
İlk durağı Marsilya’da 6 ay yaşadıktan sonra biriktirdiği para ile Amerika yolunu tutacaktır. O tarihte New York’ta çeşitli işlerde çalışan Mehmet Cemil, aradığını bulamayınca güney Amerika, Fransız ve Hollanda Guyanaları deneyecektir. Seyahat ve macera düşkünü Mehmet Cemil Paramaribo’dan batı Afrika’ya göç edecektir ve o devirde bir Fransız sömürgesi olan Gine’yi keşfedip orada demir atacaktır. İlk önce bu ülkenin başkenti olan Conakry’de bir süre kaldıktan sonra iç kısımlara doğru ilerleyip “Kasambeya” adlı şirin bir köye yerleşecektir. Burada birkaç dönümlük arazi alarak kakao ve kahve yetiştiriciliğine soyunacaktır.
Tarih veya kader, evliliğe yanaşmayan Mehmet Cemil köyde geleneksel olarak yapılan bir kutlama esnasında geniş bir alanda, tam-tam, balafon, kora eşliğinde dans eden kızlar arasında ince yapılı genç bir kız dikkatini çekecektir. “Yakadi” adlı baga dansının bu kıvrak dansçısı ne var ki kabile reisi Morleye Camara ve eşi Binty Silla’nın kızıdır. Bir beyaz adama kızını vermeyi aklından geçirmeyen reis, tabii ki Mehmet Cemil’in izdivaç talebini reddedecektir.
Fatumata adlı bu kızla gizlice buluşan Mehmet Cemil amacına ulaşmak için başkent Conakry’de arkadaşlık kurduğu Fransız valisinin yardımını isteyecektir. Emrine verilen bir takım asker ile Fatumata’yı gece karanlığında ormana kaçıracaktır. Ormanda 2–3 gün yürüyerek, hatta Fatumata’yı sırtında taşıyarak Fulane ve Fula’ların baş şehri addedilen Mamu kentine ulaşacaklardır.
5 yıl süre ile fırıncılık yaparak bu kentte kalan çift biri erkek diğeri kız olmak üzere iki çocuğu dünyaya getirecektir.1936 yılında işlerini geliştirmek için Mehmet-Fatumata çifti çocukları ile birlikte Conakryyarım adasına döneceklerdir. Burada “Boulbinet” semtinde bir ekmek fabrikası kuran Mehmet Cemil, buna daha sonra Fatumata tarafından idare edilen bir pastane ile bir bakkal ve bir bar ekleyecektir.
İki çocuğunu 2. Dünya Savaşından sonra İskenderun’a kız kardeşinin yanına yollayan Mehmet Cemil1952 yılına kadar Gine’de yaşayacaktır. Aynı yıl İskenderun’a dönen Mehmet Cemil Sökmen 3 Şubat tarihinde bir kalp krizi neticesinde arkasında 7 çocuk bırakarak vefat edecektir.