Manga'nın Hikayesi
Tarih : 2010-03-31
2001 yılının sonlarına doğru Yağmur Sarıgül’ün barlarda “cover” parçaları yorumlayıp eğlendikleri gruptan ayrılmasıyla başladı. Bir grup kurmak isteyen Sarıgül öncelikle okuldan arkadaşı Orçun Şekerusta (Bas Gitar)’yı , sonrasında Özgür Can Öney (Davul), Efe Yılmaz (Turntable) ve Ferman Akgül (Vokal)’ü gruba dahil etti. Orçun’un gruptan ayrılmasıyla Cem Bahtiyar (bas gitar) gruba dahil oldu. Böylelikle maNga şu anki yapısına kavuşarak uzun yıllar sürecek albüm hayali için yola çıkmış oldu.
“Sing your Song” yarışmasından ilk besteleri “Kal Yanımda” parçasıyla ikincilik ödülü aldılar. Ardından yarışma döneminden tanıdıkları prodüktör Haluk Kurosman’ın aramasıyla albüm hayallerinin gerçek olacağına inanmaya başladolar. Bir yandan Türkiye' nin dört bir yanında konserler verirken bir yandan da beste çalışmalarına ağırlık verdiler. “maNga” adlı ilk albümleri 14 Aralık 2004’te piyasaya çıkaran grup, 180 bini aşan albüm satışıyla Altın Plak ödülünün sahibi oldular. Albüm “maNga+” adıyla 2006 yılında çok özel ikinci bir baskısıyla yeniden yayınladı.
İlk albümlerinden sonraki 4 yılı aşkın süre zarfında konserler sebebiyle değişik coğrafyalara açılan, farklı kültürleri deneyimleyen maNga kendisiyle daha barışık, daha samimi, daha sıcak ve daha hüzünlü bir dönemin içinde buldu kendini. Dünyaya bakış açılarıyla müzikal olarak dinledikleri de çeşitlenen grup, daha güçlü bir sounda sahip olan bir albümle geri döndü; “Şehr-i Hüzün”. Batı ve doğu soundlarının sentezinde, ney, piyano, tambur ve bağlama gibi enstrümanların kullanıldığı, içinde aşkı, yalnızlığı, ölümü ve hüznü anlatan parçalara yer verilen bir albümü oldu. En son albümüyle maNga dünyanın en prestijli müzik organizasyonunda MTV EMA ödüllerinde “Avrupa'nın En İyi Sanatçısı” ödülünü alarak Emre Aydın'dan sonra bu gururu 2. kez Türkiye'ye yaşatmıştır... Ankara Life dergisi olarak maNga ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Biraraya geliş öykünüzü anlatır mısınız?
Özgür: Hepimiz Ankara’da yaşıyorduk . Önce ben Yağmur ve Efe İle tanıştım. Amaç kendi bestelerini çalan bir grup kurmaktı . Daha sonra ben Ferman'ı gruba davet ettim ve Ferman sayesinde Cem gruba dahil oldu. 2002’nin başlarında bugünkü ekibimizi oluşturduk.
Ankara’dan İstanbul’a gelişiniz nasıl oldu?
Sing Your Song isimli yarışmada Türkiye ikincisi olduk. Albüm yapılacağı söyleniyordu bize ama olmadı. Biz de yılmayıp barlarda çalmaya, festivallerde konserler vermeye başladık. Sing Your Song 'dan tanıdığımız Haluk Kurosman ve bir festival için demo verdiğimiz Hadi Elazzi’nin teklifleri doğrultusunda 2004 yılının yazınında İstanbul’a yerleştik.
Birlikte aynı evde mi yaşıyorsunuz? Birisiyle aynı evi paylaşmak arkadaşlık ilişkisine benzemez. Anlaşmazlık yaşadığınız durumlar olmuyor mu?
İstanbul’a ilk geldigimiz zamanlarda beraber yaşıyorduk. Şimdi evlerimizi ayırdık. Anlaşmazlık yaşadığımız zamanlar da olmuştur, ama genel olarak keyifli zamanlardı.
Peki, siz bir bakıma iş arkadaşları sayılırsınız. Bunun üstüne bir de eskiden aynı evi paylaşmış olmanız, yaptığınız işe nasıl yansıyordu?
Bir ekip gibi hissetmeye çalışıyoruz çoğu zaman, bir takım gibi olmaya çalışıyoruz, iş bölümü ve çeşitli sorumluluklar paylaşılıyor. En nihayetinde sevdiğimiz işi yaptığımız ve bir nevi kader ortaklığı içinde bulunduğumuz için bu o kadar da mekanik bir durum değildi.
Çıkış parçanızın klibi animasyondu. Yine bir animasyon klip çekmeyi düşünüyor musunuz?
Neden olmasın? Sonuçta güzel bir iş çıkacağını düşündüğümüz anda bir tane daha çekebiliriz.
Sing Your Song yarışmasında aldığınız 2.lik ödülüyle birlikte, aralarında Hürriyet Altın Kelebek ve Kemal Sunal Kültür Sanat Ödüllerinin de bulunduğu birçok ödüle layık görüldünüz. Bir sanatçının müzik kariyeri boyunca yaşadığı türlü sevinçler vardır. Peki, bir merci tarafında ödüle layık görülmek nasıl bir duygu?
Ödül size verilen değerin göstergelerinden birisi. Özellikle yıllardır yapılan organizasyonlarda ve Kemal Sunal Ödülleri gibi manevi değeri büyük törenlerde ödül almak onur verici bizim için.
Gelelim MTV zaferine. ‘En İyi Sanatçı’ ödülünü aldınız. Düşünceleriniz...
Çok güzel bir başlangıç yaptık Avrupa ve dünya müziği adına. Bundan sonrası bizim elimizde.
Eurovision için güçlü adaylardan birisiniz. Artık sizi Avrupa da tanıyor. Tarzınızı, müziğinizi biliyor. Eğer Eurovision’a gidecek olursanız, bunun nasıl bir avantaj sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Resmi bir teklif gelmeden Eurovision hakkında konuşmak istemiyoruz.
Aşk, yalnızlık, ölüm ve hüzün. Neden ‘Şehr-i Hüzün’?
İstanbul'da özel hayatlarımızı kurduğumuz günden beridir bu şehrin büyüsünden kendimizi alamıyoruz. Bu büyünün içinde aşk, yalnızlık, kalabalığa karşı bir öfke ve özellikle de hüzün var. Burada uzun yıllardır yaşayan insanlar şehrin nasıl ağladığının farkında değiller. Biz bunu fazlasıyla hissediyoruz. Tabii Orhan Pamuk ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kitaplarının da bu hüzünde etkisi büyük.
‘Şehr-i Hüzün’ için yoğun bir çaba sarfedildiği ortada. Mastering’i olsun, artwork’ü, fotoğraflar çekimleri... Hepsi titizlikle hazırlanmış. İlk albümden sonra, işinize daha da sıkı sarılıyorsunuz. Ne söylemek istersiniz?
İlk albümün getirdiği başarı böyle bir sorumluluğu sırtımıza yükledi. Dolayısıyla elimizden gelenin en iyisini yapmak istiyoruz.
Bazı müzik gruplarının üyelerinde çok sık değişiklik oluyor. Sizde sadece bir kere olmuş ve daha çok yeniyken. Aranızdan biri ayrılmak istese bunu nasıl karşılarsınız?
Bu tür şeyleri düşünmeyiz, hayat akışına bırakılarak yaşanması gerekir. Sürekli olasılıkları düşünürseniz hareketlerinizi kısıtlamış olursunuz.
Türkiye’de ve yurtdışında yaptığı müziği iyi bulduğunuz gruplar hangileri?
Bir çok isim var, eksik saymak istemeyiz, bizden öncekilere saygımız sonsuz. Bizden sonrakilere selam olsun...
Geleceğe dair hayalleriniz neler?
Yurt dışına daha çok çıkmak, gidebileceğimiz her yere gidebilmek...
Hepiniz aslen Ankaralısınız. İstanbul’a yerleştikten sonra Ankara’ya dair neler söylemek istersiniz?
Özgür: Ben açıkçası Ankara'da 3-5 günden fazla kalınca sıkılıyor ve İstanbul'u özlüyorum. Sebebi de gayet açık, çünkü artık hayatım İstanbul'da. Kısaca hepimizin Ankara'ya dair güzel anıları var. Grubumuzun doğum yeri olması sebebiyle de bizim için her zaman ayrıcalıklı ve özel bir yer olarak kalacaktır.
MANGA’YI DAHA YAKINDAN TANIYALIM
1. En sevdiğiniz yemek.
Ferman - manti
Yağmur - Kabak tatlısı hariç neredeyse herşeyi severim.
Özgür - iskender kebabı
Cem-karnyıyarık
Efe – manti
2. Kullandığınız parfüm.
Ferman - armani emperio
Yağmur - Deodorant ve losyon kullanırım,ama parfümle pek aram yok.
Cem-versace dreamer
Özgür - ck one
Efe – DnG
3. En son okuduğunuz kitap.
Ferman - çivisi çıkmış dünya
Yağmur – Şibumi
Cem-ursula leguin-mülksüzler
Özgür - kelimebaz
Efe - cizgi romanlara merak sardim bu aralar. x-men okuyorum.
4. Hayatınızda olmazsa olmaz kişi(ler).
Ferman - ailem ve maNga
Yağmur - Ailem ve dostlarım.
Cem-ailem ve maNga
Özgür - ailem ve manga
Efe - Ailem ve sevdiklerim.
5. Yapmaktan en çok hoşlandığınız şey.
Ferman - uyumak, müzik yapmak, tek başıma tatile çıkmak, yeni ülkeleri ve insanları keşfetmek.
Yağmur - Tembellik yapmak,yemek yapmak,hayal kurmak,müzik,sinema,fotoğraf
Cem-yanlız kalmak,yanlız kalmaktan sıkılmak
Özgür - uyumak , kitap , müzik , davul , fotoğraf , akvaryumculuk , bıçaklar
Efe - tatil
6. Tatil için Türkiye’de tercih ettiğiniz yer.
Ferman- kıyıköy ve Ege köyleri
Yağmur - Trakya tarafları ve Gelibolu tarafları.
Cem-marmaris
Özgür - Balıkesir , İzmir , Antalya kıyıları
Efe - Yurdumun sakin bolgeleri.
7. Tatil için yurtdışında tercih ettiğiniz ülke.
Ferman – Macaristan
Yağmur - Orta Asya taraflarını merak ediyorum.
Cem-ispanya(kış aylarında)
Özgür - Daha çok Avrupa ama ilerde Japonya ve Amerika'yı da görmek istiyorum
Efe - avrupada herhangi bir ulke
8. Hoşlandığınız spor türleri.
Ferman - basketbol, futbol, bilardo
Yağmur - Tenis,voleybol,bowling
Cem-formula1-futbol
Özgür - bisiklet , kick-boks , boks , capoeira
Efe – hockey
9. Vakit geçirmekten en çok hoşlandığınız yer.
Ferman - evim
Yağmur - ev ve bazen Ankara.
Cem-sessiz bir sahil kenarı (kış aylarında)
Özgür - evim ve çalışma odam , ayrıca davul stüdyom ...
Efe - calisma odam.
10. Türk mutfağından sonra tercih ettiğiniz mutfak.
Ferman - Italyan
Yağmur - Çin ve Japon mutfağı
Cem-yok
Özgür – yok
Efe - Dogu mutfagi.
O MU, O MU?
1. Spor kıyafet mi, klasik mi?
Ferman - yerine göre
Yağmur - Duruma göre
Cem-ikiside
Özgür - ikisi de
Efe - spor
2. Bar mı, cafe mi?
Ferman - bar
Yağmur - Bar
Cem-bar
Özgür - ikisi de
Efe - cafe
3. Balık mı, midye mi?
Ferman - balık
Yağmur - ikisi de
Cem-midye
Özgür - ikisi de
Efe - balik
4. Sinema mı, DVD mi?
Ferman - ikisi de
Yağmur - İkisi de
Cem-dvd
Özgür - ikisi de
Efe - ikiside
5. Çeşme mi, Bodrum mu?
Ferman - ikisi de değil
Yağmur - Çeşme
Cem-bodrum
Özgür - Datça
Efe - cesme
6. Gece mi, gündüz mü?
ferman - sabahın ilk saatleri
Yağmur - Gece
Cem-gündüz(tan ağarırken)
Özgür - ikisi de
Efe - gece
7. Yaz mı, kış mı?
Ferman - yaz
Yağmur - Kış
Cem-kış
Özgür - ikisi de
Efe - yaz
8. Internet mi, televizyon mu?
ferman - ??
Yağmur - İnternet
Cem-internet
Özgür - ikisi de
Efe - internet
9. Kedi mi, köpek mi?
Ferman - ikisi de
Yağmur - Kedi
Cem-köpek
Özgür - ikisi de
Efe - kopek
10. Çay mı, kahve mi?
Ferman – çay
Yağmur - İkisi de
Cem-kahve
Özgür - çay
Efe - kahve