Kerpe bir zamanlar Batı Karadeniz’in küçük bir balıkçı kasabası olarak bilinirdi.
Tarih : 2010-03-27
Kerpe bir zamanlar Batı Karadeniz’in küçük bir balıkçı kasabası olarak bilinirdi. Öylesine doğal, öylesine bakir güzellikleri vardı ki; bir gün turizimciler onu da keşfetti. Keyifle yürünen ince kumlu kumsalı, masmavi denizi kendini daha fazla saklayamadı. Hele Karadeniz’in hırçın dalgalarının şekil verdiği kayalıklar ise görenlerde şaşkınlık yarattı.
Bir şekilde bu şirin sahil kasabasını öğrenip giden herkes büyülenip, bir yakınına “Mutlaka Kerpe’ye gitmelisin” dedi. Sonuçta bu güzel kasabaya gelen turist sayısı her sene arttığı gibi, kimi yazlıkçılar başka bölgelerdeki yazlıklarını satıp, Kerpe’den yazlık almayı tercih etti. Sonuçta Kerpe bugün popüler tatil yerlerinden birisi haline geldi.
Kerpe’nin yolu da diğer sahip olduğu ayrıcalıkları gibi ona özel. Kerpe’ye giderken doğal güzelliklerin yaşandığı çam ormanlarının arasından geçiyorsunuz. Kerpe merkeze geldiğinizde ise; sizi muhteşem bir koy karşılıyor.Öyle ki; masmavi deniz karşınızda dururken, arkanızdaki çam ormalarına sırtınızı dayamış olduğunuzu hissediyorsunuz.
Kerpe’nin tüm bu güzel özelliklerinin yanı sıra bir de şaşırtıcı yanı var. Çünkü hırcın dalgalarıyla ünlü Karadeniz hırçınlığını bu koyda (koy olması nedeniyle) gösteremiyor. Bu nedenle de su her daim durgun ve sakindir.
Hani ‘deniz çarşaf gibi’ derler ya, onun gibi hiç dalga yok. Bu tabloyu kucaklamak istiyorsunuz. Ancak hiç dalgası olmadığı gibi aynı zamanda da korkusuzca girebileceğiniz sığ bir denize sahip.
Sahilden ilerlediğinizde meşhur kayalıkları (kaya bloklarını ) görüyorsunuz. Kerpe bu kaya blokları ile meşhur. Ancak kanı deli akan yaşta olan gençler, bu kayalıkların tepesine çıkıp oradan denize atlıyorlar. Bu tehlikeli atlayışı bir kaç kez tekrarlayan gençler korkusuzca dik kayalıklara tırmanıp defalarca denize atlamayı tekrarlyorlar. Kayalıklar ise; bir jeolojik mucize gibi çok ilginç bir görüntüye sahip.
Tüm bu güzelliklere sahip kasabanın “Acaba iklimi nasıl?” diye düşünebilirsiniz. Hemen söyleyeyim; yazı bunalmadan geçirebileceğiniz bir iklime sahip olan kasabada, nisan ayından itibaren poyraz rüzgarları esmeye başlayıp, eylül ayına kadar sürüyor. Karadeniz’in tipik iklim karakteri olan yağışa ise ağustos ortalarında rastlıyorsunuz. Bu yağışlar ürkütmesin. Çünkü kısa süre sonra, bu yağışlar yine ılık ve yazdan kalma günlere yerini bırakıyor. Ancak söylemeden edemiyeceğim. Kerpe’nin sonbaharı da ayrı bir güzel. Eylül ve ekim aylarında çok güzel, yazdan kalma havaları yaşayabilirsiniz.
Genelde tatil için gittiğimiz yerlerden o yere ait sebzeleri almayı hepimiz çok severiz. Kerpe burada da çok cömert davranıyor. Hiç bir yerde bulamayacağınız Kerpe’ye özgü sebzeleri, Kerpe’de pazar günü kurulan halk pazarında bulabilirsiniz.
Geçimini balıkçılıktan sağlayan Kerpe’de yaz sezonunda canlı canlı yakalanan balıkları sahil boyunca sıralanan restoranlarda, her mevsim taze taze yiyebilirsiniz. Hele meşhur bir deniz ürünü olan, kum midyesini (cikcik), mutlaka tatmalısınız. Bu ürün ülkemizde fazla tanınmıyor. Ancak dış ülkeler makarna ve pizzanın yanına garnitür olarak kullandıkları için o bölgelere ihraç ediliyor. Ayrıca Kerpe’nin mükemmel manzarasında, çayınızı yudumlarken gözleme yemenizi de öneririm. Bu lezzet de gerçekten çok mükemmel. Özellikle de bu keyfi gün batımına denk getirin.
Hemen söyleyelim burada alıştığınız gibi çok gürültülü eğlence yok. Kerpe’ye doğayla ve kendinizle başbaşa kalmak istiyorsanız gelmelisiniz. Çünkü burası denizin doğanın güzelliğiyle bütünleşmiş. Bu nedenle sessizlik, sakinlik arayanlar için biçilmiş kaftan.
Ancak küçük bir koy olması ve yazlıkçıların çoğunluğu nedeniyle Kerpe’de yer bulmak özellikle hafta sonlarında oldukça zor. Bu nedenle rezervasyon yaptırmadan gitmemek gerekir.