Kamal Ayyıldız çalışmalarını New York ve İstanbul arasında mekik dokuyarak geçiren bir yazar ve fotoğrafçı.
Tarih : 2010-03-24
Kamal Ayyıldız çalışmalarını New York ve İstanbul arasında mekik dokuyarak geçiren bir yazar ve fotoğrafçı. Onu Long Island City’deki Manhattan manzaralı stüdyosunda ziyaret ettik. Kamal Ayyıldız’ın görsel çalışmaları birkaç unsurun bileşimden oluşan fotoğrafları kapsıyor ve bu çalışmalar “mixed media photography” olarak tanımlanıyor. Aliminyum levhaların üzerine işlenen bu fotoğraflar basılıyor ve cilalanıp özgün bir yansıma ile heykelimsi bir derinlik kazanıyor.
Fotoğraflarınızın metal üzerine basılıp işlenmesi onlara “resim” dünyasının özelliklerini yansıtmış. Neden metali seçtiniz?
Doğu Ortodoks ikonları beni bu çalışmaya yöneltti diyebilirim, aliminyum yüzeyin yansıma özelliklerinden etkilendim.
Türkiye’nin kültürel temaları sizi devamlı ziyaret ediyor. İlk şiir kitabınız The Cistern (Sarnıç) İstanbul’daki bireysel keşifleriniz, duygularınız üzerine kurgulanmıştı. Yeni çalışmalarınız aynı yönde mi devam ediyor?
İstanbul bu seri için ideal bir başlangıç merkeziydi. İstanbul’un kültürel karışımı beni her zaman çekmiştir ve bu çalışmamın adı Bizans kültürü etkilerinden de faydalanıyor. Hatta serinin adı hem hayat kadını olarak bilinen hem de Hıristiyan ruhani özellikler taşıyan bir otorite olarak çağrışım yaratmış bir tanrıça olan Theodora üzerine kurulu. İstanbul’un barındırdığı tüm medeniyetleri bir sonraki oluşumuna aktaran özelliği
çalışmalarıma yön veriyor. Kalıntıların zamanla başka formlarda tekrar eden animasyonu müthiş bir ilham kaynağı benim için.
Bazı röpörtajlarınızda “kendi mitolojinizi yaratmak”tan bahsediyorsunuz. Bunun örneklerini yeni çalışmanızda sergiliyor musunuz? Annenizin Amerika’lı, babanızın Türk olması bu konsepti nasıl etkiliyor? Avantajları ve dezavantajları neler?
Kendi mitolojimi yarattığımı söylemiştim, bunun yanlış anlaşılmasını istemem. Birkaç kültürün etkisi altında olduğunuzda ve benim gibi Amerika’nın güney ve kırsal kesiminde bu bileşim ile yetişmişseniz, diğer insanlara zıt gelebilecek etkiler sizde çelişmeyen, çelişse de bütünden kopmayan bir şekilde algılanabiliyor. Sizi bölmüyor. Bu açıdan bireysel bir mitoloji oluşuyor diyebiliriz. Bunu çalışmalarımda içimde hissettiğim gibi yansıtmaya özen gösteriyorum.
Sokak çocuklarını tema olarak kullanıyorsunuz bu çalışmanızda. Bundan bahsedebilir misiniz?
Bu temayı zamanın devamını sağlayan bir unsur olarak kullanıyorum. Sokak çocukları İstanbul’un tüm evrelerinde mevcut. Kim iktidarda ise, hangi medeniyetten bahsedersek edelim, sokak çocukları hep var. Bu yüzden mitolojik ikonları kullanırken gayet fonksiyonel bir görev taşıyorlar resimlerde.
Stüdyonuzda asılı olan Veil Of War: Aye Sophia (Savaşın Baş Örtüsü: Aya Sofya) adlı çalışmanızdan bahsedebilir misiniz?
Tabi, dört panelli bir çalışma. Burada bir genç kız baş örtüsünü havaya kaldırırmış gibi poz veriyor. Kendisi arka planda. Burada baş örtüsünün “etkisinin” arkasında mı, önünde mi? Kendi geleneğini mi taşıyor yoksa geleneğinin yükü ardında mı gizleniyor? Bu bir çocuk mu, melek mi, yoksa kutsal bakire Meryem mi? “Grafiti” gibi gözüken yazı ise Aya Sophia nın tarihi ile ilgili yaptığım araştırmada ortaya çıkan bir sembol ve “savaşın perdesi” anlamına geliyor. (‘Veil’ baş örtüsü, perde veya eşarp anlamında kullanılabiliyor) 10. yy’da Meryem’in baş örtüsü anlamına gelen bu sembolün manası zaman geçtikçe farklı anlamlara bürünüyor. Madalyon sembollerimin hepsi bu dönemden.
Bir sanatçı olarak ilerideki hedefleriniz neler?
Geçenlerde arkadaşım ve benim gibi bir melez (Çinli-Amerikalı) olan bir oyun yazarının yeni çalışmasını gördüm. Geldiği nokta beni çok heyecanlandırdı, zira yeni çalışmasında Çin’li ve Amerika’lı çerçevelerden çıkıp başka bir perspektiften sesleniyordu. Çalışmaları benim temalarıma benziyordu ve yeni boyutları çok hoşuma gitti. Ben de çalışmalarımda kendi sınırlarımın genişlemesi ile gelişen bir gelecek görüyorum. Küçüklüğümde kültürel farklar eksi ve artı nosyonları ile tartışılırdı, bunun korkudan başka birşey olmadığını daha sonra anladım. Farkların, farklılıkların birbirlerine dokunduğu köprüler oluşturmaya devam edeceğim.