2008-2009 Yamaç Paraşütü Milli Takım Sporcusu
Tarih : 2010-03-31
Yamaç paraşütü sporu Türkiye'de hızla gelişmektedir. Çünkü, ülkemizde uçuşa elverişli çok fazla nokta bulunmaktadır. Her şehrimiz civarında mutlaka uçuşa uygun bölgeler bulunabilir. Bunların içinde özellikle, Ölüdeniz, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi uçuş noktaları arasında sayılmaktadır. Ayrıca; Akşehir, Antalya-Kaş, Bolu, Denizli, Isparta, Erzincan, Erzurum, Eskişehir ve İzmir uçuşa elverişli illerimizden bazılarıdır. Bu sporu yapmak isteyenler; ülkemizde bulunan birçok kulüp, dernek ve kurslara başvurabilirler.
Yamaç paraşütü, süzülme prensibiyle uçan, katı yapısı olmayan, dakron polyester kumaş ve iplerden yapılmış bir hava aracıdır. Uçuş hızı 35-60 km/s ve toplam ağırlığı 15 kg dolaylarındadır.
İlk olarak 1980’li yıllarda Fransa ve İsviçre Alp’lerindeki bir grup serbest paraşütçü, yelken kanat pilotlarına özenerek dik yamaçlardan koşarak kalkış yapmaya başlamışlar ve böylece Fransızca’da Parapente, İngilizce’de Paragliding adı verilen yamaç paraşütü sporu giderek yaygınlaşmıştır. Günümüzde artık, Antarktika dışında bütün kıtalardaki dağlarda rengarenk yamaç paraşütleri görülmektedir.
Türkiye’de 1988’den itibaren yamaç paraşütleri sınırlı bir kitle tarafından ferdi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde Türkiye’de yaklaşık 3 bin kişi yamaç paraşütü sporu ile ilgilenmektedir. 2009 yılında kurulan Hava Sporları Federasyonu ile de yamaç paraşütü sporunun daha kontrollu gelişeceğini ümit ediyoruz.
Bugün yamaç paraşütçülüğü; en ucuz, pratik ve hafif bir hava aracı olması, yoğun iş ortamındaki stresten uzaklaştıran, bunun yanında pilotların hızlı karar verebilme, strateji belirleme gibi özelliklerini geliştiren yapıya sahiptir. Doğayla iç içe olması Türkiye yüzey şekillerinin ve ikliminin spora uygunluğu yamaç paraşütü sporunun geniş bir kitle tarafından tutulup sevilmesini sağlamıştır. Sportif havacılığın en ucuz ve en pratik dalıdır. Eğimi uygun olan tüm tepelerden uçulabilir. Yamaç paraşütleriyle 11 saat havada kalma ve 504 km uzaklığa gitme rekorları kırılmıştır.
Yürümesini ve koşmasını güçleştirecek bir fiziksel sorunu olmayan, 60-70 metrelik bir tepeye tırmanabilen, 45- 120 kg arasındaki herkes bu sporu yapabilir. Sistemli bir şekilde kurs veren tüm organizasyonlar eğitim süresince gerekli paraşüt ve diğer ekipmanları öğrenciye temin ederler.
Yamaç paraşütü sporuna Türkiye’deki bir çok kişi gibi ben de üniversite kulüplerinde (1996 Ege Üniversitesi Havacılık Kulübü) başladım. 2002 yılından bu yana da ulusal ve uluslararası yarışmalara katılıyorum. 2007’de Türkiye Şampiyonu, 2008’de Türkiye 3.sü oldum. Ülkemizi temsilen 2008 yılında Sırbistan’da yapılan Avrupa şampiyonasına, 2009 yılında Meksika’da yapılan dünya şampiyonalarına katıldım.
Yamaç paraşütü sporu Türkiye’de nasıl gelişir?
1990’dan 1997 yılına kadar sporla uğraşanların kişisel gayretleri ile, 1997’den sonra THK’nin destekleri ve denetimi ile günümüze kadar emekleyerek gelen yamaç paraşütü sporu, 2009 yılında Türkiye Hava Sporları Federasyonu’nun kurulması ile artık daha düzenli ve sistemli bir şekilde gelişme gösterecektir.
Sistemli , düzenli ve buna bağlı olarak da güvenli bir şekilde yamaç paraşütü sporunun yapılabilmesi için tabi ki öncelikle eğitimler bir düzene sokulmalıdır. Yamaç paraşütü sporu, doğa ile iç içe yapılan bir spor olmasıyla beraber, hava şartlarının ve arazinin iyi analiz edilememesi, buna bir de pilotun bilgi ve beceri eksikliğinin eklenmesi ile her doğa sporu gibi tehlikeli bir hal almaktadır. Bu nedenle eğitmenin bilgi ve deneyimi, eğitim aşamalarının eksiksiz yapılması önem taşımaktadır. Mevcut durumda yamaç paraşütü eğitimleri ciddi olarak THK, bazı kulüp ve dernekler ile tecrübesini kanıtlamış pilotlar tarafından verilmektedir. Ancak; tecrübesi çok da iyi olmayan, eğitmen sıfatından uzak kişilerde usta çırak ilişkisi ile eğitimler vermeye çalışmaktadırlar. Yetersiz eğitmen, yetersiz eğitim beraberinde kazalara sebep olmaktadır. Bu da yamaçparaşütü sporunun kamuoyunda tehlikeli bir spor gibi algılanmasına sebep olmaktadır.
Yarışma ve Festivaller
Her yıl ülkemizin değişik şehir ve ilçelerde düzenlenen festivaller, yeni gelişen pilotlar için hem farklı bir bölgede uçuş tecrübesi hem de diğer pilotlarla kaynaşma açısından çok verimli olmaktadır ve bu tür festivaller her sene artarak devam etmelidir.
Son yıllarda artık senede birkaç defa düzenlenebilecek seviyeye gelen yarışmalar ise pilotların yarışma tecrübelerinin artmasına, buna bağlı olarak da uluslararası yarışmalarda ülkemizi başarı ile temsil etmelerine olanak sağlamaktadır. 3-4 yıl önce FAI (Uluslararası Havasporları Federasyonu) dünya sıralamasında 49 ülke içerisinde 46. sırada olan Türkiye, son yıllarda yabancı sporcuların da katıldığı yarışmaların, yarışmacı pilotların artması, rekabetin çoğalması ile tecrübeli pilotlar artmış ve 2009 yılında Türkiye 48 ülke içinde 18. sıraya kadar çıkmıştır. 2009 yılında Meksika’da yapılan FAI Dünya Şampiyonası’na katılan 56 ülke içinde ise, ülkemiz yarışmayı 13. sırada tamamlamıştır. Artan yarışmalar ve yarışma tecrübesine ek olarak Hava Sporları Federasyonu’nun sporu ve sporcuyu desteklemesi ile bu başarı daha da yükselecektir.
Son yıllarda artık ülkemizin bu spor için çok uygun meteorolojik ve arazi şartlarına sahip olduğu uluslararası organizasyonlar tarafından da kabul gördüğünden, hemen hemen her yıl ülkemiz uluslararası yamaçparaşütü şampiyonalarına ev sahipliği yapmaktadır. Örneğin 2007’de Kayseri’de PWCA Yamaç Paraşütü Dünya Şampiyonası, 2009’da Denizli’de Yamaç Paraşütü Dünya Şampiyonası’nın düzenlenmiş olması bunun en büyük göstergesidir. Diğer taraftan 2010 yılında Yamaç Paraşütü Dünya Kupası süper finali yine Denizli’de yapılacaktır. Bu yarışmalar için 40 civarı ülkeden gelen sporcular yarışmaya katıldıkları bölgelerde çevre gezileri de yapmakta ve ülkemizi çok farklı yönleri ile tanıma, neticede ülkelerine döndüklerinde gezdiklerini, gördüklerini anlatmakta ve ülke tanıtımına büyük katkı sağlamaktadırlar.
Böyle bir tanıtım objesi ve sporu olan yamaç paraşütü maalesef ki kendi medyamızda hak ettiği yeri bulamamaktadır. Gündeme genellikle kazalar ile gelmektedir. Bunca yapılan yarışmalar, sporcularımızın aldığı başarılar medyada pek yer bulamamaktadır.