Haydi ! Cıvıldamaya

Tarih kitapları büyük olasılıkla içinde bulunduğumuz çağı, teknoloji çağı olarak adlandıracaklar

Tarih : 2010-03-29

Haydi ! Cıvıldamaya

Otuzlu yaşların ortasındaki benim gibiler için Commodore ve Amiga ile başlayan teknoloji bombardımanı,  PC’lerle, cep telefonlarıyla, internetle hiç durmadan devam etti. Artık cep telefonundan 3G teknolojisini kullananabiliyor, internetten pazarlama yapabiliyor, internetten iş, ev, kız yada erkek arkadaş bulabiliyor ya da işinizi internet üzerinden kurabiliyorsunuz.
Internetin hayatımıza girmesiyle birlikte arkadaşlık siteleri olarak tanıdığımız bir kavram da hayatımıza girdi; sosyal ağ.  Facebook, MySpace, Netlog gibi servisler bu  sosyal ağ olarak adlandırılan şemsiyenin altında yer alıyor. Bunların dışında; Xing, Pronected, LinkedIn gibi servisler  de iş dünyasının vazgeçilmezleri arasında yer alıyorlar.  Bu tür sosyal ağların yanısıra mikroblog olarak adlandırılan kişisel blog sayfaları da internet kullanıcıları tarafından büyük ilgiyle kullanılmaya ve takip edilmeye başlandı. Bir süre sonra blog sayfalarında bir çok farklı alan ve konularda yazılar yayınlanmaya başladı. Blog sayfalarının aktif kullanımı tanıtım ihtiyacı duyan kişi ve kurumların da bu blog sayfalarını aktif olarak kullanmalarına neden oldu. Yazılara veya konulara yapılan yorumlarla takipçileriyle birebir irtibat halinde kalan firmalar bu yolla hem tanıtımlarını yapmaya hem de kendileriyle ilgili yenilikleri yayınlamaya başladılar.
Barack Obama’nın başkanlık seçimi sırasında aktif olarak kullandığı Twitter ise Facebook’tan sonra hayatımıza giren en yeni sosyal ağ. Twitter; İngilizce cıvıldamak anlamında olan tweet kelimesinden türetilmiş. San Fransisco'da, 2006 yılının Mart ayında iki haftalık bir prototip olarak hazırlanan Twitter resmi olarak aynı yılın Ağustos ayında faaliyete geçiyor. Bir seneden kısa bir sürede şirketleşen Twitter internette ihtiyaçları karşılayan sayfaların ne kadar başarılı olabileceğine en iyi örneklerden biri sayılabilir. Amerika’da hemen herkesin artık bir Twitter hesabı var. Kişiler, haber kanalları, büyük kurumsal şirketler, kampanya  düzenleyenler, politikacılar; yani aklınıza gelebilecek hemen her kişi ve kurum açtığı Twitter  hesabıyla kendisi hakkındaki gelişmeleri paylaşıyor.
İşin mantığı oldukça basit; o an başınıza gelen bir olay, duyurmak istediğiniz bir  haber, düzenlenen bir kampanya, firmanız hakkındaki bir gelişme, seçim kampanyanızdaysanız katıldığınız miting ya da çıkacağınız televizyon kanalını duyurmak gibi aklınıza gelebilecek  hemen her şeyi Twitter üzerinden takipçilerinize duyurabilirsiniz.  Twitter’ın en önemli özelliği burada karşımıza çıkıyor; bu duyuruları 140 karakterle sınırlamak zorundasınız. Bu nedenle vereceğiniz mesajlar; kısa, öz ve anlaşılır mesajlar olmalı. 160 karakterlik kısa mesaj kullanımına alışmış olduğumuzdan karakter kısıtlaması konusunda zorlanacağımızı sanmıyorum.
Türkiye’de gazetele ve firmalar da yavaş yavaş Twitter kullanmaya başladılar. Milliyet, Hürriyet, Haber Türk gibi gazetelerin yanısıra cnbce, Ntv, Kanal D gibi televizyonların, ünlülerin, sanatçıların ve gazetecilerin Twitter kullanmaya başladığını görüyoruz.
Yazı yazmayı biliyor olmak Twitter kullanmak için yeterli. Tek yapmanız gereken sayfanın üst tarafındaki boş alana 140 karakteri geçmeyen mesajı yazmak ve alttaki update (güncelle) butonuna tıklamak. Dilerseniz cep telefonunuzdan da m.twitter.com'u ziyaret edip güncelleme yapmak da mümkün. Böylece anlık gelişmeler cep telefonuyla tüm dünyaya duyurulabiliyor. Örneğin; Kasım 2009’da  Hindistan’da rehin kalan Türk avukat Yasemin Erden’in başından geçenleri anlık olarak Facebook’ta durumuna yazması günlerce konuşulmuştu. Amerika’da da Hudson nehrine iniş yapan pilotun ve uçak kazasının televizyonlar dahil tüm haber kanallarından önce ilk Twitter'da yankılandığını, kullanıcıların iniş sonrasında; "uçağımız nehre indi, herkes iyi" açıklamaları ile olayı görenlerin; "az önce binanın önünden bir uçak geçti" mesajları üzerinde oldukça konuşuldu.
Twitter mesajlarınızı, blog sayfanız, facebook ya da myspace hesabınıza ekleyebiliyorsunuz. Böylece burada yaptığınız güncellemeler istediğiniz sayfada da yayınlanabiliyor. Myspace’deki gibi twitter arka planınızı da değiştirebiliyor ya da özelleştirebiliyorsunuz. Twitter arkaplanı alabileceğiniz sayfalar da mevcut. Arka plana istediğiniz fotoğrafları ekleyebildiğiniz gibi daha profesyonel bir twitter sayfasına sahip olmak isteyen şirketler 99 Usd karşılığında kendilerine özel bir sayfa düzenlemesi de yaptırabiliyorlar. Facebook’taki uygulamalar gibi twitter’da da ek uygulamalar mevcut ve çeşitli.
Twitter kullananları ülkelere göre listelediğimizde ABD'nin yüzde 40'lık payı dikkat çekiyor. ABD dışındaki ülkelerde ise Japonya yüzde 39'la başı çekiyor. Bunda Twitter'ın dil seçenekleri arasında İngilizce dışında sadece Japonca olmasının etkili olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Japonya'yı sırasıyla İspanya, İngiltere, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Tayvan takip ediyor. Obama’nın seçim hayatında aktif olarak kullandığı twitter’ı Obama dışında kullanan başka tanınmış Shaquille O'neal gibi örnekler de var. Hemen her basketbolseverin yakından tanıdığı isimlerden Phoenix Suns oyuncusu Shaq da aklına estiği bir an Twitter'dan "şu an buradayım, yanıma ilk gelene maç bileti hediye edeceğim" diye kampanya yapabiliyor ve 596.302 kişi tarafından takip ediliyor. Obama’yı takip edenlerin sayısı ise; 739.470. Bizde de Mustafa Sarıgül ve Kemal Kılıçdaroğlu seçim kampanyaları sırasında Twitter kullanıcıları arasındaki yerini aldı. Ancak takipçi sayıları 300  civarında olan bu iki politikacı, alınması gereken daha çok yol olduğunu da gösterdi bir anlamda. Aktif kullanım açısından bakarsak bazı haber siteleri, gazete, radyo ve televizyon kanalları ile havayolu şirketlerinin önde olduğu söyleyebiliriz.
Facebook’taki dürtme (poke) eylemi yerini Twitter'ın yaygınlaşmasıyla birlikte Tweet'lemek kavramına bırakacak gibi görünüyor. Kolay kullanımı, basit mantığı, tüm dünyadaki yaygınlık ve popülerliğine rağmen Twitter'ın ülkemizde daha fazla kullanıcıya ulaşması için biraz zamana ihtiyacı var.  Sitenin Türkçe dil seçeneğiyle sunulur hale gelmesi, kullanım kolaylığı gözönüne alındığında zorunluluk olmaktan çıkıyor. Hiç İngilizce bilmeyenler bile üyelik formunu doldurduktan  sonra gerek duymayabiliyor. Facebook Türkiye’de, “Helin Avşar facebook üyesi oldu” haberinden sonra hızla yaygınlaşmıştı. Twitter’ın da yaygınlaşması için de böyle bir magazinel uyarana ihtiyaç olduğu kesin.