Geçmişteki Gençlik Parkı
Tarih : 2010-03-27
Ankara’nın tarihi parklarından biri olan Gençlik Parkı, cumhuriyet döneminin ilk kentsel parklarından birisidir. Atatürk’ün talimatıyla 1933 yılında inşaatına başlanmış, manevi ve milli değeri yüksek olan park, daha sonra da tüm Türkiye’ye mal olmuştur.
Etrafı geniş yeşil alanlarla kaplı parkın içersinde; kayıkla gezilebilen geniş bir havuz, park bünyesinde Ankara’nın ikliminde yaşayabilecek kuşlar için bahçe, açık hava halk tiyatrosu, çocuk bahçesi, labirent, yüzme havuzu, atlı gezintiler için 2200 metrelik gezi yolu, parkı dolaşan iki minyatür tren ve park içerisinde nikah salonu da bulunmaktaydı.
GEÇMİŞTEKİ GENÇLİK PARKI
Bir zaman tüneliyle geçmişe gitsek, bir çok Ankaralı ve Ankara dışından gelen insanların Gençlik Parkında yaşanan ne çok anısı vardır kimbilir...
Özellikle 1950’li yıllarda, Ankaralının özellikle yazın, tek eğlence mekanıydı. Sıcak Ankara ikliminde, şehir merkezinde, kaçılacak nerdeyse tek mekandı. Anneler börekler, zeytinyağlılar hazırlayıp, eşi işten gelince de çocuklarıyla birlikte Gençlik Parkı’na giderlerdi. Havuz kıyısında semaverde demlenen çaylarını hafif akşam esintisi altında yudumlayıp, günün yorgunluğunu çıkarırken, çevre gazinolardan gelen müziği de keyifle dinlerlerdi.
Çocuklar için de güvenli ve eğlenceliydi Gençlik Parkı. Onlar da gündüz boşaltamadıkları enerjilerini lunaparkta eğlenerek, çocukluklarını yaşarlardı. Anne ve babalar rahatça çocuklarını izlerlerdi.
Dönemin en ünlü sanatçılarının pogram yaptığı aile gazinoları Ankaralının sanata ve sanatçıya verdiği önem nedeniyle akşamları ayrı bir kalabalık olurdu. Ankaralı, bir çok ünlü sanatçının yanı sıra mantar topuğu ve mini şortuyla Zeki Müren’i, takım elbiseli Bülent Ersoy’u, Gençlik Parkı gazinolarında heyecanla izlerdi.
O yıllarda il dışından Ankara’ya gelenler için de Gençlik Parkı’nın özelliği tartışılmazdı. Öyle ki, gelen bir çok yerli turist parka uğramadan ayrılmazdı Ankara’dan. Nasıl uğramasın ki, Ankara denilince akla ilk gelen yerdi ve Ankara ile bir bütündü. Bu nedenle de alışveriş yaptıktan sonra sıcak Ankara ikliminde, gölün çevresindeki bir bahçede keyifle çay içip alışverişin yorgunluğunu unutmak isterlerdi. Hazır gelmişken sevdikleri sanatçıları da sahnede görmeyi arzu ederlerdi.
Ayrıca Gençlik Parkı, bir çok aşkların başladığı, geliştiği, aşıklar için anlamlı olan bir mekandır. Ne çok aşık Gençlik Parkı’nın ya bir çay bahçesinde ya da bir ağacının altında aşkını itiraf etmiştir sevdiğine.
Aşkların filizlenerek geliştiği, gelişirken de Gençlik Parkı’nın şahit olduğu nice aşıklar sevgilerinin gelişiminin önemli tanığı olan ve O’nun sırdaşlığında büyüyen aşklarını, Gençlik Parkı nikah salonunda tescil ettirirlerdi .Onlar şimdi torunlarına o günlerdeki Gençlik Parkı’nın güzelliğini anlatıyorlar.
SONRA NE Mİ OLDU?
Gençlik Parkı bir zamanlar, yukarıda anlatıldığı gibi güzel ve özeldi. Tüm bu güzellikler bir süre sonra yok olmaya , profil değişmeye başladı. Ayakkabısının arkasına basan, küfürlü konuşan insanların ziyaret ettiği, farklı kaçamakların yeri olmaya başladı. Artık aileler ve elit kesim yavaş yavaş Gençlik Parkı’na gelmemeye başladı. Öyle ki son yıllarda dostlarınızın orada kıydırdığı nikahlara gitmek bile zor gelir hale geldi.
Şimdi halkın ilgisini kaybeden Gençlik Parkı restore edilerek yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. Ancak mekanlar “içindeki insanlarıyla güzeldir” Acaba Gençlik Parkı makyajlanmış yeni yüzü ile o eski elitliğini ve ayrıcalığını yakalayabilecek mi?