1O UNCU ANKARA SANAT BULUŞMASININ ARDINDAN GÜLTEKİN SERBEST İLE SANATA DAİR SÖYLEŞİ
Tarih : 2010-07-15
ÇAĞSAV (Çağdaş Sanatlar Vakfı)’ın bu yıl onuncusunu düzenlediği Ankart 10. Ankara Sanat Buluşması, 5-12 Mayıs tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Nasıl gerçekleşti bu buluşma, alışageldiğimiz adıyla sanat fuarı?
Ankart Ankara 10. Sanat Buluşması, aynı zamanda ÇAĞSAV’ın kuruluşunun da 10. yıl kutlamasıdır. Kuruluşundan bu yana her yıl gerçekleştirildi bu büyük buluşma. 37 sanat galerisi, resim, heykel ve seramik dalında 123’ü aşkın sanatçının bini aşkın eserleriyle katıldı. Sadece Ankara değil, yurdun dört bir yanından ve yurtdışından gelen sanatçılarımız da vardı.
Eserlerin sergilenmesinin yanısıra pek çok etkinlik paylaşıldı sanatseverlerle. ÇAĞSAV Onur Sanatçımız Mehmet Aksoy ve başkanımız Şefik Kahramankaptan’ın söyleşileri oldu ve film gösterisi yapıldı. Panellerde Adnan Turani, Kaya Özsezgin, Uğurcan Akyüz, Nazan Sönmez, Turhan Çetin gibi çok değerli hocamızı dinledik. Bilkent Gençlik Oda Orkestrasından küçük bir gece müziğinde Mozart dinledik.
Ayrıca, fuarların en güzel yanlarından biri de sanatçılar, galeriler, sanatseverlerin bir araya gelerek tanışma, görüşme, kaynaşma fırsatı bulmaları diye düşünüyorum. Vizyon alma ve vizyon verme platformu bir anlamda da...
Kesinlikle doğru. Çok güzel paylaşımlar yaşadık. Binlerce sanatseverin beğenisine sunulan görsel şölenlerdir fuarlar. Ankara dışından gelen konuklarımızın bir kısmı ile Halk TV’ye, Hikmet Çetinkaya’nın programına konuk olduk ve bir grup temsilci arkadaşımızla daha çok kişiye ulaşmış olduk. Ayrıca çok hoş bir paylaşım ve anı oldu bizler için de.
Bu organizasyonu gerçekleştiren ÇAĞSAV’ın Genel Sekreteri olarak vakfı tanıtır mısınız bize?
1999 yılında ben BRHD başkanıydım. T.C. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olan Aydın Esen ve Gazeteci-Yazar Şefik Kahramankaptan ile bir sohbetimizde kültür sanat ortamını zenginleştirmek, sorunları aşabilmek, bir çağdaş müze kurulmasını sağlayabilmek, devleti de bu konularda harekete geçirmek için bir vakıf kurulması fikrini irdelemeye başladık. Aydın Esen’in düzenlediği ve sanatçılar, üniversite öğretim üyeleri, iş adamları, koleksiyonerlerin katıldığı bir yemekte sohbetin yoğun konusu, yıllardır değişik ortamlarda seslendirilen “çağdaş sanatlar müzesi” gereksinimi idi. Sonuçta, fikir birliğiyle bir vakıf kurulması benimsendi. Girişimciler Kurulu olarak, Aydın Esen, Şefik Kahramankaptan, Gültekin Serbest, Dr. Kıymet Giray, Güven Dinçer ve Doç. Hasip Pektaş görevlendirildi. 12 Ocak 2000′de TC. Merkez Bankası Eğitim Tesisleri Konferans Salonu’nda kurucu adaylarına vakfın tanıtımı yapıldı ve hazır bulundurulan noter huzurunda vakıf senedine ilk imzalar atıldı.
Kurucular Kurulu’nda iş adamlarının, ilgili üniversite öğretim üyelerinin yanısıra Sevda-Cenap And Müzik Vakfı, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği, Ankara Enstitüsü Vakfı, Ankaralılar Vakfı, Ankara Exlibris Derneği, Kurtuluş Yayınları, Vakıfbank ve Şekerbank gibi kuruluşların tüzel kişilik olarak veya yöneticileriyle temsil edilmeleri, ÇAĞSAV’ın oluşuma ne denli kucaklayıcı anlayışla yaklaştığının bir göstergesiydi. Vakıf, 2000-2001 sanat sezonunda kamuya açık sergi ve bilimsel toplantılar düzenlemeye başladı. Ancak ÇAĞSAV’ın en fazla ses getiren etkinliği Ankara’da ilk kez bir “sanat fuarı” düzenlemesi oldu.
ANKART 2001 ve 2002 yıllarında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin tüm galerilerinde İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin’den 50 dolayında galerinin katılımıyla açıldı. O günden beri de etkinliklerini, sergilerini sürdürmeye devam ediyor.
Kuruluşundan bugüne kadar, Ankart Sanat Buluşmasının yanı sıra gerçekleştirilen önemli çalışmalar, projeler var mıdır?
Vakfın kuruluş amaçlarından biri Ankara’ya Çağdaş Sanatlar Müzesi kurulmasını sağlamaktı. Kuruluşunun 10. yılında, on yıldır bilfiil yakından takip ettiği Cer Modern’in açılışı ile birlikte bu amacını da gerçekleştirmiştir. 11 bin metrekarelik; galeri, müze, sergi salonları, sanat başvuru kitaplığı ve kafeterya olarak hizmet verecek kültür alanı "Cer Modern Sanatlar Merkezi" Başbakan tarafından açılmıştır. ÇAĞSAV ile Cer Modern arasında bir Stratejik İşbirliği Anlaşması’na da varılmış ve ilk uygulaması ise, Cer Modern ve ÇAĞSAV’ın ortak organizasyonu ile gerçekleştirilen Söbütay Özer 2. Ödüllü Resim yarışması olmuştur. Bu yarışmanın resimleri Cer Modern de sergilenmektedir. Daha sonra ÇAĞSAV’ın kendi koleksiyonu da sergilenecektir.
Cer atölyelerinin müzeye dönüştürülmesini ilk öneren ÇAĞSAV ve Turan Erol Hocamızdır. Cer Modern Müzesinin projelendirilip hayata geçirilmesinde ÇAĞSAV’ın büyük çabaları olmuştur. 2000’li yıllarda Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay’la görüşülüp, cer atölyelerinin müze olması önerilmiş ve kabul edilmişti. Proje çalışmaya başlamış ve kriz nedeniyle inşaat durmuştu. Uzunca bir aradan sonra yine Başkanımız Şefik Kahramankaptan’ın çabaları ve Bakanımız Ertuğrul Günay’ın destekleri ile nihayet Ankara böylesine büyük ve çağdaş bir Modern Sanatlar Müzesine kavuştu. Herkesin mutlaka gidip görmesi gereken gurur verici bu yapıda Vakfın emeği çoktur. Müzenin işletmesi TÜRSAB tarafından yapılmaktadır. Vakfımızın Cer Modern Müzesi’ne maddi ve manevi desteği bundan sonra da devam edecektir.
Vakfın gerçekleştirdiği başlıca etkinliklerden bir diğeri de, British Council ile ortak bir çalışma ile İngiliz Modern Sanatından önemli bir kesit sergisinin Türkiye’ye getirilerek Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergilenmesi idi. Oldukça yoğun ilgi gören bir etkinlik idi. Ayrıca Türk-Japon Vakfı ile ortaklaşa gerçekleştirilen bir sergi kapsamında resim ve heykel dalında Japon sanatından bir kesit sergilendi. Ülkemizin sanat alanında uluslararası tanıtımına destek veren etkinliklerdir bunlar ve daha burada anlatmadığım birçok etkinlik gerçekleştirildi Çağsav bünyesinde.
On yıldır sanatta bir kişisel ve bir kurumsal olmak üzere Onur Ödülleri verilmektedir. ÇAĞSAV Onuncu Onur Ödülü Kişisel olarak Heykeltraş Mehmet Aksoy’a ve kurumsal olarak da Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne verilmiştir.
Vakfın yönetiminde ve etkinliklerinde büyük emeği geçen ve özgün resimleriyle tanıdığımız önde gelen ressamlarımızdan biri olarak sizi tanıyabilir miyiz?
1955 yılında Kosova’nın Prizren şehrinde doğdum ama çok küçük yaşlarımda anavatanımıza geldik. İlk, orta ve lise öğrenimimi Kurtuluş’ta tamamladım, çocukluğumdan beri Ankaralıyım. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü bitirdim.
Ama resme olan ilginizin çok daha küçük yaşlara dayandığını biliyorum. Bir dergide okumuştum, Kurtuluş Parkında koşan küçük bir çocuktunuz Eşref Üren’le tanıştığınızda. Nasıl bir karşılaşmaydı? Hayatınızdaki yeri nedir?
Evet, ilkokuldaydım henüz ve Kurtuluş Parkında arkadaşlarımla spor yapıyorduk, herkes koşarken ben orada resim yapan yaşlı bir amcaya takılıp kalmıştım. Büyülenmiş bir şekilde onu izliyordum. O da beni farketmiş ve “Sen resim yapmayı seviyor musun çocuk?” diye sormuştu. Sonra “Taşa oturma hastalanırsın” deyip bana o portatif iskemlesini vermişti. Resim malzemelerini ve onların nereden nasıl alabileceğimi bile anlatmıştı. Kısa bir süre sonra Türk resim sanatının ustalarından Eşref Üren olduğunu öğrendiğimde yaşamım boyunca unutamayacağım bu anının anlamı da bir başka olmuştu. Resim tutkum hep devam etti ve üniversite sınavında İktisat Fakültesini kazanmama rağmen Resim Bölümünü tercih ettim. Ve hala aynı tutkuyla resim yapmaya devam ediyorum.
“Galata’nın Dili Olsa” isimli son kişisel serginiz Mustafa Ayaz müzesinde sergilendi. Gerçekten büyülendik. Özgün tarzınızın yanı sıra, İstanbul sevdalısı bir fırçadan çıkmıştı bu resimler. İstanbul’un özel bir anlamı var mı sizin için?
Tarihe meraklı bir insanım. İstanbul’un tarihi dokuları, bozulmamış, antik değerler taşıyan köşeleri çok cezbediyor beni. Ve tabii ki o resimlerde İstanbul’u kendi anlatım biçimimde, soyut-somut sentezimle yorumluyorum.
Evet bu yorum içinde, resimlerinizde her zaman dikkat çeken canlı renkler, özellikle kırmızı ve tonları,Türk mavisi ve yeşiller bir başka büyülü kılmıştı İstanbul’u. “Mustafa Ayaz Müzesinin de Dili Olsa” diye düşündüm. Sanatınızda etkilendiğiniz hocalarınız, sanatçılar veya akımlar oldu mu?
Çok değişik akımlara öncülük eden sanatçılar, günümüz sanatçılarına da yol gösterici örnekler oluşturmuşlardır. Benim de etkilendiğim birçok sanatçı olmuştur. Van Gogh, Gaougin, Gustav Climent beni etkileyen sanatçılardandır. Doğal olarak Türk resim sanatı ve zengin kültürel, sanatsal geçmişimizin bu etkileşimde çok büyük önemi vardır. Resim Bölümündeki hocalarımdan Mustafa Ayaz’ın gerek öğretmenlik tarzı, gerekse iyi insan modeli olarak yaşamımdaki yeri çok farklıdır. O, çalışma tarzı, yaşamda duruşu ve kişiliği ile öncü ve örnek olmuş bir insandır. Sözcüklerle anlatmadan, kendi coşkusu, heyecanı, fırçalarla ve boyalarla uğraşması, desen çizmesi, duygularının iniş çıkışlarını çalışma temposuna yansıtması ile sadece izleyerek resim yapma isteğimi çok üst düzeylere taşımıştır. Mustafa Ayaz Hocamı, iyi bir sanatçı ve iyi bir insan olabilmek konusunda da örnek almışımdır.
Çalışma yaşamınızda da birliktesiniz hocamızla. Mustafa Ayaz Müzesi ve Vakfının Başkan Yardımcısı olarak vakfın geliştirilmesi için çalışıyorsunuz. Ayrıca, Nurol Sanat Galerisi’nde atölye çalışmalarınızda, birikimlerinizi öğrencilerinizle paylaşıyorsunuz. Bunların dışında yeni bir sergi için çalışmalarınız, projeleriniz var mı?
Üç yıldır Kosova’da Uluslararası Resim Kolonilerine katılıyorum. Geçen yıl Montenegro (Karadağ’da) uluslararası resim kolonisine katıldım. Bu yıl Temmuz ayında katılmak için yine bir davet aldım ve hazırlanıyorum. Tüm Avrupa’dan ressam ve heykeltıraşların katıldığı bir etkinlik. Mayıs Ayı sonunda atölye öğrencilerimle birlikte Gürcistan Batum’da, Sheraton Otel’de bir karma sergi gerçekleştireceğiz. Hep birlikte onun heyecanı ve hazırlığı içindeyiz.
Teşekkürler Hocam, nice sanat buluşmalarına, hep birlikte, paylaşarak, çoğalarak, sevgiyle…
Ben de teşekkür ederim.