S’LO Cafe Locanda
Tarih : 2010-03-29
Çukurambar, beş yıl öncesine kadar Eskişehir yolunun yanında, gecekondularla dolu bir semt iken, şimdilerde çok katlı lüks apartmanların ve sitelerin olduğu ve son 2 yılda Ankara’da emlak fiyatlarının en fazla yükseldiği yerlerden biri haline geldi. Pek çok bakan ve milletvekilinin de ikamet için seçtiği bölge doğal olarak hızla gelişti, yolları ve etrafında açılan yeni işyerleriyle modern bir görünüme kavuştu. Özellikle birbiri ardına açılan lüks restoranlar ve cafeler Konya Yolu ile Eskişehir yolu arasında uzanan bu yolun hareketlenmesine ve canlanmasına neden oldular.
Çukurambar’ın en yeni rengi; S’LO, açılışından önce yaptığı tanıtım ve reklam çalışmalarıyla Ankaralıların ilgisini çekmiş ve merak uyandırmıştı. Dünya Lezzetlerini sunacağını öne çıkaran reklamlarıyla dikkat çeken S’LO, resmi açılışı yapılmadan işletme olarak hizmet sunmaya başlamış ve müşterilerini ağırlamaya başlamıştı bile.
Ankara’da başka şubesi olmayan, üç farklı katta üç farklı konsept sunan S’LO’nun konsept tasarımı, İç Mimar Doruk Orhon tarafından yapılmış. Açılıştan bir gün önce heyecanlı bir koşuşturma içindeyken sohbet etme fırsatı bulduğumuz Doruk Bey’in de belirttiği gibi mekanda kullanılan her obje özenle seçilmiş. Sandalye, masa ve hatta boncuk süslemeleri bu mekana özel olarak tasarlanmış. Farklı renklerin göz yormayan uyumu ve butik tasarımların dikkat çektiği S’LO’da; açık mutfak, akvaryum masa ve kırmızı siyah boncuk süslemeleri benim favorilerim arasındaydı.
S’LO, caddeden geçerken bile geniş ve ferah tasarımıyla sizi içine çekiyor, içeri girdiğinizde tüm mekanı görebilmeniz çok büyük bir avantaj. Son zamanlarda moda olan açık mutfak konsepti burada da mevcut, ayrıca dilerseniz arabanızı arka otoparka park edip S’LO’ya mutfağından da girebiliyorsunuz. Kullanılan renkler ve objeler hem Ankara’da bir benzerini göremeyeceğiniz türden hem de mekana canlılık katan çok şık detaylarla dolu.
“Dünya Lezzetlerini Getiriyoruz” sloganıyla adını duyuran S’LO’nun menüsünü sorduğumuzda, menü oluşturulurken şefler ve yönetim kadrosunun yemeklerin her biri üzerinde tek tek çalıştığını öğreniyorum.
S’LO ismi de buradan geliyor. Hızlı ve çabuk yemeklerin moda olduğu dönemler artık geride kaldı. Artık bu tür özel mekanlarda, her şeyin tadını ağır ağır çıkarmak gerekiyor. S’LO, sizleri fast food dünyasından, dünya lezzetlerinin tadını yavaşça çıkaracağınız sakin dünyasına çağırıyor.